Mahkeme Kararına Rağmen Çocuğun Gösterilmemesi
Mahkeme kararına rağmen çocuğun gösterilmemesi durumunda, Aile Mahkemesine çocuk teslimi için değişik iş başvurusunda bulunulabilir. Bu başvuruya alternatif olarak Adalet Bakanlığınca kurulan Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne müracaat edilebilir ya da çocuğun teslim edilmesine ilişkin ihtarname çekilebilir.
Boşanma davaları sonunda veya bu davalar sürerken müşterek çocukların velayetinin hangi tarafta olacağı, çocuk veya çocukların hangi tarafta kalacağı problemi ortaya çıkmaktadır. Eşlerden her iki taraf da çocukların kendinde kalmasını istese de velayetin hangi eşte olacağı mahkeme kararı ile belirlenmektedir.
Boşanma davası sürecinde eşlerden biri ancak geçici velayet sahibi olabilmektedir. Davanın sonucunda verilen kesin karar ile müşterek çocuğun velayeti eşlerden birine kesin olarak verilir. Velayet hakkında verilen mahkeme kararında velayetin verilmediği diğer eş ile müşterek çocuğun görüşme usulü, günü ve saati de karara bağlanmaktadır. Eğer mahkeme kararına rağmen çocuğun gösterilmemesi durumu söz konusu olursa bununla ilgili eşlerin yapabileceği bir kısım işlemler mevcuttur.
Mahkeme Kararına Rağmen Çocuğun Gösterilmemesi Durumunda Çocuğu Nasıl Alabilirim?
Bu konuda çocuğu ile görüştürülmeyen eşin yapabileceği işlemleri kısaca maddelemek faydalı olacaktır.
1) Aile Mahkemesine Çocuğun Teslimi İçin Değişik İş Başvurusu Yapılması
Velayeti annede olan çocuğun babasının hakları kullandırılmadığı takdirde baba, Aile Mahkemelerinde değişik iş başvurusu yaparak mahkeme kanalıyla çocuğun teslimini sağlayabilecektir. Aile Mahkemesine verilecek Değişik İş Başvuru dilekçesi ile değişik iş dosyası açılacak ve çocuğun teslimi için gerekli işlemler mahkeme kanalıyla yapılabilecektir.
2) Çocuğun Teslim Merkezleri Yoluyla Alınması
Çocuk Koruma Kanunu madde 41 ve devamı maddeleri ile bu kanun kapsamında hazırlanan Çocuk Teslimi Ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin İlam Ve Tedbir Kararlarının Yerine Getirilmesine Dair Yönetmelik kapsamında çocuğun teslimi ile ilgili görevli ve yetkili birimin neresi olduğunu düzenlenmiştir.
Mevzuat hükümlerine göre çocuğun teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile mahkemelerince verilen ilam veya tedbir kararlarına aykırı şekilde çocuğun teslim edilmemesi durumunda çocuğun teslimini sağlayacak yetkili birim Adalet bakanlıklarınca kurulan Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleridir. Çocuğun teslimini talep eden eşin bu kuruma bir başvuru dilekçesi ile başvurması ile gerekli işlemler kurumca yapılacak olup talep eden eşe çocuğun teslimi sağlanacaktır.
3) Çocuğun Teslim Edilmesi İçin İhtarname Çekilmesi
Velayeti kendisinde olan eş, mahkeme kararına rağmen çocuğu teslim alamamışsa teslimin sulh yoluyla çözülebilmesi ve kurumların başlangıçta boş yere meşgul edilmemesi adına, karara rağmen çocuğun teslimini sağlamayan eşe ihtarname çekebilir. Karara uymayan eşe çocuğun teslim edilmesini aksi halde hukuki işlemlerin başlatılacağını, yaptığı fiilin hukuki ve cezai sonuçlarının neler olduğu bu ihtarname ile hatırlatılarak kurumları harekete geçirmeye gerek kalmadan çocuğun teslimi sağlanabilecektir.
4) Çocuğun İcra Yolu İle Alınması
Çocuk Teslimi Ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin İlam Ve Tedbir Kararlarının Yerine Getirilmesine Dair Yönetmelik’in 04.08.2022 tarihinde yürürlüğe girmesi ile çocuğun icra yolu ile teslimi usulü kaldırılmıştır. Bu yeni düzenleme ile çocuk teslimi icra daireleri vasıtasıyla değil, yürürlüğe giren yönetmelik kapsamında Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri vasıtasıyla yapılabilecektir.
Çocuğu Göstermeme Cezası
Boşanma davası sürerken velayetin bir eşe verilmesi ile birlikte diğer eşle ilgili olarak çocuk ile kişisel ilişki kurulması kararı verilebilir. Dava sürecinde kişisel ilişki kurulması kararına çok fazla şahit olunmasa da boşanma davasının sonuçlanmasıyla velayetin verilmediği diğer eş için şartların sağlanması durumunda kişisel ilişki kurulması kararı verilebilir.
Çocuğun teslimi ile çocukla kişisel ilişki kurulması birbirin farklı durumlardır. Çocuğun teslimi velayet sahibi tarafın etkin olduğu durum iken çocukla kişisel ilişki kurulması durumu velayet sahibi olmayan ancak çocuğun annesi veya babası olmasından dolayı çocukla iletişimin tamamen kopmaması için hem ebeveynin yararına hem de çocuğun üstün yararı ilkesi gereği çocuğun gelişiminin sağlıklı ilerleyebilmesi için oluşturulan bir durumdur. Bu sebeple de bahsedilen iki duruma muhalefet edilmesi halinde de farklı yaptırımlar uygulanmaktadır.
Çocuğu Teslim Etmeme Suçu Cezası
Çocuk ile kişisel ilişki kurulmasına karar verilen eş mahkeme kararı ile hüküm altına alınan sürelerin sonunda, çocuğu velayet sahibine teslim etmeyen eşe 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezası verilir. Çocuğun teslim için belirtilen yere getirmemesi durumunda da çocuğu teslim etmeyen eş hakkında Çocuk koruma kanununun madde 41/F-3 hükmü gereğince cezai müeyyide uygulanacaktır.
Müşterek Çocuğu Göstermeme Suçu Cezası
Mahkeme kararı ile müşterek çocuğun velayeti eşlerden birine verilip, diğer eş için de kişisel ilişki kurulması kararı verilebilecektir. Velayet sahibi eş mahkeme kararı gereği müşterek çocuğu belli tarih ve saatlerde diğer eşe göstermeli ve karara uygun şekilde kişisel ilişki kurulmasını sağlamalıdır. Mahkemenin bu yönde verdiği karara uymak zorunlu olup, velayet sahibinin müşterek çocuğu göstermemesi durumunda velayet sahibi de cezai müeyyide ile karşı karşıya kalacaktır.
Müşterek çocuğu göstermeme cezası Çocuk Koruma Kanunu Madde 41/F-2 hükmünde düzenlenmiş olup bu hükme göre müşterek çocuğu göstermeyen eş 1 ay içinde yapılacak şikayet üzerine 3 günden 10 güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılacaktır.
Sonuç
Boşanma davaları, süreç olarak tarafları yoran sancılı bir süreçtir. Genel olarak taraflar arasında husumet meydana gelmektedir ki bu sebeple de mahkemece velayet ve kişisel ilişki kurulması kararlarına muhalefet edilerek çocuğun teslim edilmemesi, çocuğun gösterilmemesi gibi durumlar ortaya çıkmaktadır. Bu tarz durumlar ile karşı karşıya gelen kişilerin boşanma hukuku alanında uzman bir avukattan destek alarak yukarıda bahsedilen işlemleri yapması hak kaybı oluşmadan sonuca ulaşılabilmesi için son derece önemli olaraktır.
